Hamit Öztürk Logo
Recent Posts

    Sorry, no posts matched your criteria.

Page Bg

Prostat Enfeksiyonu (Prostatit), Sistit ve Prostat biyopsisi

Prostat iltihabı (prostatit), prostat dokusunun ve çevresindeki dokuların iltihaplanması ile ortaya çıkan durumdur. Prostatitin birkaç çeşidi vardır. Her tipinde farklı semptomlar ortaya çıkabilir. Prostatit, ürolojideki kronik hastalıklardan bir tanesidir ve tedavisi uzun zaman alır. Prostatit hastalığının en önemli belirtisi ağrıdır. Ağrı, bazı hastalarda ileri derecede iken bazı hastalarda zaman zaman gelen ve çok sıkıntı vermeyen hafif  bir ağrı şeklinde olabilmektedir. Hastaların çoğunluğu bunlar arasında bir yerlerde yer alır.

Hastalık yaptığı fiziksel rahatsızlıklar kadar, hayat kalitesini düşürmesi ve hastanın psikolojik durumunu olumsuz etkilemesi nedeniyle de önem kazanır.

Prostatit (prostat iltihabı) çeşitleri nelerdir?

Akut bakteriyel prostatit

Prostatitin en az görünen tipidir. Kolaylıkla tanı konur. Prostatitin diğer tiplerine oranla daha kolay tedavi edilir. Sebep, ani gelişen bir bakteriyel enfeksiyondur. Belirgin bulguları olduğundan kolay teşhis edilir. Tipik bir idrar yolu enfeksiyonu bulguları vardır. Hastada yüksek ateş, üşüme, titreme gibi enfeksiyon bulguları olabilir. Hasta kendiliğinden acil servise ya da üroloji doktoruna başvurur. Her yaş grubunda görülebilir.

Belirtileri

  • Ağrılı işeme
  • Mesaneyi tamamen boşaltmada güçlük
  • Belin alt kısmına vuran ağrı
  • Karın ve pelvik bölgede ağrı
  • Yüksek ateş, üşüme ve titremelerdir.

Kronik bakteriyel prostatit

Kronik bakteriyel prostatit akut bakteriyel prostatite benzer fakat belirtiler daha yavaş gelişir ve hastada yaptığı olumsuz etkiler daha azdır. Erkeklerde sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları kronik bakteriyel prostatiti de düşündürmelidir. Her yaş grubunda görülebilir ancak orta ve genç erkek grubunda daha sıklıkla görülür.

Kronik pelvik ağrı sendromu – Non bakteriyel prostatit (Prostatodini)

Bu grup prostatitin en sık rastlanan formudur. Gerçek sebebi nadiren belirlenebilir. Mevcut bir enfeksiyondan köken alabilir. Pelvik bölgedeki bir enflamasyondan ya da kas spazmlarının neden olduğu ağrılardan köken alıyor olabilir. Prostattaki enflamasyon hiçbir belirti de vermeyebilir.

Genellikle hastada ortaya çıkan belirtiler;

  • Genital bölgelerde, kasıklarda, pelvik bölgede ağrı
  • Sık idrara gitme
  • İdrar yapma sırasında ağrı
  • Ejakülasyon (boşalma) sırasında ağrı
  • Ejakülatın pıhtılığı değişik renkte veya kokulu gelmesi
  • İdrarın koyu renkte ve kokulu gelmesi gibi semptomlardır.

Asemptomatik enflamatuar prostatit

Bu prostatittipinde belirti yoktur fakat prostatta bir enflamasyon vardır. Genellikle hasta prostatit dışı sebeplerden incelenirken teşhis konur. Prostat biyopsisinde enflamasyon ortaya çıkması belirti olmadığı hâlde menide ya da idrarda iltihap görülmesi asemptomatik prostatit anlamına gelmektedir.

Prostat iltihabının sebepleri nelerdir?

  • Prostat iltihabının gerçek ve tam etkeni tıp dünyası tarafından kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bu konuda birçok teori mevcuttur. Bazı prostatit tipleri cinsel yolla iltihap bulaşmasına bağlanmıştır. Bu bulaşmalar sonucunda ortaya çıkan akut ya da kronik bakteriyel prostatit daha sonra prostatta kalıcı (kronik) enfeksiyon meydana getirebilmektedir. Bu tip enfeksiyonlar penis ucundan üretra vasıtasıyla prostata geçiş gösterirler.
  • Prostat, enfeksiyon gelişimi için uygun bir zemin olan salgı bezi yapısında bir organdır. İçinde prostat sıvısı üreten çok ince kanallar vardır. Bu kanallar enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların tutunması için uygun ortam hazırlar.
  • Bakteriyel prostatit bulaşıcı (cinsel yolla bulaşan) bir hastalık değildir. Hasta cinsel partnerine bakteriyel prostatit bulaştırmaz.
  • Bazı durumlarda ya da bazı tıbbi müdahaleler sonrası bakteriyel prostatit gelişme riski artar. Hastaya sonda takılması ya da ürolojik bir operasyon geçirmiş olması prostatit riskini arttırmaktadır.
  • Kronik prostatit ve kronik pelvik ağrı sendromları atipik mikroorganizmalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Bunlardan sık görülenler; klamidya mikoplazma gibi cinsel yolla bulaşan mikroorganizmalar olabilmektedir. Prostatın etrafındaki organlarda ağrı görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Prostat etrafındaki sinirler ve kaslar boyunca ağrı yansıyan ağrı şeklinde etraf dokulara yayılır.

Prostat iltihabının belirtileri nelerdir?

Prostat iltihabının belirtileri enfeksiyonun etkilediği yere göre değişir. Bazı hastalarda hiçbir belirti meydana gelmezken bazı hastalarda idrar yolu enfeksiyonu bulgularına benzer belirtiler görülebilmektedir. Aynı belirtileri yapan başka hastalıklar da olduğu için çoğu zaman tanı konulmakta gecikilir. Prostatitin hangi tipinin mevcut olduğu tedavi şeklini etkilediğinden tanı konulması sırasında üroloji doktoru tarafından incelenmesi gereklidir.

Akut bakteriyel prostatit de semptomlar genellikle ani ortaya çıkar ve çok şiddetlidir. Hasta genellikle acil servise başvurur.

En belirgin belirtiler;

  • Yüksek ateş, üşüme-titreme
  • İdrar sırasında şiddetli yanma hissi,
  • mesaneyi tam boşaltamama hissi.

Kronik bakteriyel prostatitde semptomlar akut bakteriyel prostatite benzer fakat yüksek ateş yoktur.

  • İdrarda yanma hissi
  • Sık idrara çıkma hissi
  • Geceleri olan sık idrar
  • Perine bölgesinde testislerde, mesanede ve bel bölgesinde makat etrafında ağrı sık görülen belirtilerdir.

Ejakülasyon sırasında ağrı, ejakülatın formunda değişiklik, pıhtılı ejakülat gibi belirtiler görülebilir. Kronik bakteriyel prostatit zaman zaman artan ve azalan belirtiler gösterebilir.

Kronik prostatit ya da kronik pelvik ağrı sendromunda idrar yapmada güçlük, ağrı ve rahatsızlık, perinede makat etrafında, testislerde, suprapubik alanda ağrı sık görülen belirtilerdir. Ejakülasyonda ağrı ve ejakülat formasyonunda değişiklik olabilir. Kronik bakteriyel prostatinin belirtileri ile hemen hemen aynı belirtiler ortaya çıkar.

Prostatit (prostat iltihabı) nasıl teşhis edilir?

Prostatinin farklı çeşitleri için farklı tedaviler uygulanacağı için doğru teşhis çok önemlidir. Benzer hastalıklar olan üretrit, sistit, prostat büyümesi ya da prostat kanseri ilk ayırt edilmesi gereken durumlardır. Bu durumların tedavileri farklı olduğundan teşhis doğru şekilde konulmalıdır.

Teşhisi doğru koyabilmek için birçok yöntemlerden yararlanılmalıdır. Prostatit teşhisinde kanımızca en önemli basamak digital rektal examination (parmakla rektal muayene) ya da rektal tuşe adını verdiğimiz yöntemdir. Basit bir muayene yöntemidir. Doktor hastanın makatından kayganlaştırıcı madde sürerek işaret parmağı ile prostatı muayene eder. Bu muayenede prostatın büyüklüğü, içerisinde iltihap olup olmadığı, tümör içerip içermediği anlaşılır. Prostat içerisindeki şişkin ya da sert bölgeler farklı anlamlar içermektedir.

Normal bir insanda prostat muayenesi sırasında rahatsızlık olmaz iken prostatit olan hastalarda ciddi rahatsızlıklar meydana gelir. Hastada muayene sırasında rahatsızlık, ağrı bazen üretradan akıntı meydana gelir. Bu muayene sırasında oluşan ağrı kısa sürelidir ve birçok hastada sonrasında belirgin bir rahatlama oluşturur. Fizik muayene sırasında prostat üzerinde şüpheli bir doku tespit edildiğinde prostat biyopsisi ya da transrektal (rektumdan yapılan ultrasonografi) gerekli olabilir. Hastadan PSA testi istenerek prostat kanseri araştırılır. Bazen prostatitin akut alevli dönemlerinde özellikle bakteriyel prostatit de PSA testi, vücutta kanser olmadığı halde kanser çıkabilmektedir.

Muayene sırasında prostat sıvısı üretradan akabilir. Mikroskobik inceleme için bu akan sıvıdan örnek alınır. Ayrıca idrar analizi, semen kültürü gibi bu bölgede üretilen sıvı örnekleri alarak mikrobik inceleme yapılır. Bunlar dışında idrar yollarını gösteren ultrasonografik inceleme gerekli görülen hallerde prostatın direkt görüntülenmesini sağlayan sistoskopik inceleme istenebilir. İdrar akım hızını gösteren üroflowmetri testi ile prostattaki enfeksiyon ve ödeme bağlı herhangi bir fonksiyon bozukluğu gelişip gelişmediği kontrol edilebilir.

Prostatit nasıl tedavi edilir?

Prostatitin tedavisinde de prostatitin hangi tipine yakalandığının belirlenmesi sonrasında tedavi şekli oluşturulur. Akut bakteriyel prostatit de hasta antibiyotikler ile en az 2 hafta tedavi edilir. Bazı durumlarda hastayı yatırıp, damardan antibiyotik ve serum tedavisi uygulanması gerekli olabilir. İdrarı boşaltma zorluğu olduğunda mutlaka idrar drenajı sağlanmalı gerekirse sonda uygulanmalıdır. Akut bakteriyel prostatit de tedavi başarısı yüzde 100’e yakındır. Bazen dirençli mikroorganizmalarla karşılaşıldığında tedavi 4 haftaya kadar devam ettirilebilir. Antibiyotik kullanımı sırasında önemli bir ayrıntı kullanım süresinin doktorunuzca belirtilen sürenin altında olmamasıdır. Belirtilerin geçmesi nedeniyle antibiyotiğin erken kesilmesi durumunda hastalık hızla yerleşerek kronik hastalık hâline gelmektedir. Eğer teşhis kronik bakteriyel prostatit ise hastaya daha uzun süreli antibiyotik tedavisi gerekir. Bu 4 ila 12 hafta arasında değişen periyotlarda olabilir.

Kronik bakteriyel prostatit hastalarının %70’i bu tedavi ile iyileşirler. Kimi zaman 6 aylık bir süre sonrasında prostatit enfeksiyonunda nüks etme görülebilir ve aynı tedavi ya da benzer bir alternatif tekrarlanır. Antibiyotik tedavisi ile iyileşmeyen hastalarda düşük doz bir antibiyotiğin daha uzun süre devamlı olarak kullanılması önerilebilir. Prostat masajı hastalığın teşhisinde olduğu kadar tedavisinde de önemli bir yer tutmaktadır. Kimi zaman hiç antibiyotik kullanmadan sadece prostat masajı ile de prostatit tedavisi yapılabilmektedir. Tedavilere cevap vermeyen olgularda sistoskopik inceleme uygun vakalarda prostatta enfeksiyona neden olan dokuların alınması tercih edilebilen bir yöntemdir.

Kronik pelvik ağrı sendromu adı verilen ve bakteriyel olmadığı düşünülen prostatitlerde antibiyotik kullanmak gerekmeyebilir. Ürologların bakteriyel olan prostatitle, bakteriyel olmayan prostatiti ayırması her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle genellikle 4 ila 6 hafta süreli bir antibiyotik tedavisi tercih edilmektedir. Antibiyotiğin prostat dokusu üzerindeki etkisini arttırması amacıyla alfa bloker adını verdiğimiz prostat büyümesinde kullanılan ilaçlardan yararlanılabilir. Bu ilaçlar prostat dokusu içerisindeki düz kas dokusunda gevşeme yaparak prostat içerisindeki üretilen sıvıların ve bu sıvıların içerisindeki enfeksiyonun daha rahat vücuttan atılmasına yardımcı olabilirler.

Bakteriyel olsun ya da olmasın bütün prostatitlerin antibiyotik tedavisinden kısmi olarak fayda gördüğü düşünülmektedir. Antibiyotik ve alfa bloker tedavisine ek olarak enflamasyon önleyici ilaçlar (anti enflamatuarlar) prostatit tedavisinde kullanılması önerilen yöntemlerdendir. Bunlar ağrı kesicilerdir. Eklem ağrıları ve baş ağrısı gibi çeşitli durumlarda sıklıkla kullanılan, böbrek taşı ağrılarında da kullanılan nonsteroid antienflamatuarlar dediğimiz ağrı kesici grup prostat enflamasyonunu da engelleyici özelliğe sahiptir. Sıcak oturma banyoları, çeşitli ısı tedavileri prostatite bağlı rahatsızlığın geçirilmesinde çok önemli rol oynarlar. Oturma simiti adı verilen oturma sırasında perinenin boşta kaldığı yastıklar yine prostatit tedavisinde faydalıdır.

Bazı yiyecek ve içecekler prostat üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Bunlar;

  • Baharatlı yiyecekler,
  • Kafein ve asidik gaz içeren içecekler

olarak sayılabilir. Perine bölgesine basınç uygulayan egzersizler, özellikle bisiklet sürmede prostatit problemlerini arttırabilir.

Prostatit, tedavi edilmesi imkânsız vücuda yerleştiği zaman asla kaybolmayan bir hastalık değildir.

Özet olarak bakıldığında bizim tedavi şeklimiz, öncelikle hastayı değerlendirmek, prostatitin cinsini anlamaya çalışmaktır. Akut prostatit deki tedavi zaten problemsiz olmaktadır. Kronik prostatit çeşitlerinden bakteriyel olsun olmasın 1 ay kadar bir antibiyotik tedavisi yapıyoruz. Antibiyotik tedavisinin yanında alfa bloker adını verdiğimiz prostat rahatlatıcı ilaçlar veriyoruz. Bunlara ek olarak rektal muayene ve prostat masajı ile prostat içerisindeki enfektif sekresyonların boşaltmayı amaçlıyoruz. Oluşan sekresyonun miktarına bağlı olarak rektal muayene 15 günde ya da ayda bir tekrarlanarak hastanın iltihabil sıvılardan daha çabuk kurtulması sağlanmaya çalışıyoruz.

Hastaların çoğunluğu 4 hafta sonrasında yeterli düzelme sağlarlar ve antibiyotik tedavisine ara veriyoruz. Daha sonrasında hasta sadece prostat gevşetici ilaçlar ile izleme alıyoruz. 3 ay kadar hasta bu ilaçlarla tedavi ediyoruz. Bu tedavilere cevap vermeyen hastalarda sistoskopik inceleme yaparak ultrasonografik görüntülemelerde ve muayeneler sırasında tespit edilemeyen başka bir anormallik olup olmadığına bakıyoruz.

PROSTAT BİYOPSİSİ

Prostat biyopsisi, prostatta kanser dokusunun varlığından şüphelenildiğinde prostattan doku örneği almak için yapılan işlemdir.
Prostat küçük kestane büyüklüğünde bir organdır. Sperm beslenmesini ve yumurtaya transferini kolaylaştıran sıvı üretimini sağlar. Prostat biyopsisi sırasında doku almaya yarayan özel bir iğne (tru-cut iğnesi) prostat dokusu içerisine sokularak doku parçaları elde edilir.
Prostat biyopsisi üroloji ya da radyoloji doktorları tarafından yapılabilir. Hastalardan genellikle 2 nedenden prostat biyopsisi istenir.

1. neden prostat hastalığı araştırmaları sırasında PSA testinin yüksek bulunmasıdır.

2. neden ise prostat muayenesi sırasında parmakla rektal muayenede prostat üzerinde tümör şüpheli dokuların tespit edilmesidir. Prostat biyopsisi sırasında çıkartılan doku örnekleri patoloji bölümü tarafından mikroskop altında incelenir ve prostat dokusunun arasında kanser hücrelerinin olup olmadığı belirlenir. Kanser hücresi tespit edilirse mevcut tümörün saldırganlık derecesi ve biyopsi materyalindeki büyüklüğü belirlenerek seçilecek tedaviye yardımcı olunması amaçlanır.

Prostat biyopsisi neden yapılır?

Prostat biyopsisi, prostatta kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Genellikle aşağıdaki durumların varlığında hastalardan prostat biyopsisi istenir.

  1. PSA değerleri hastanın yaşı ile normal değerlerin üzerinde ise
  2. Parmak ile yapılan rektal muayenede prostatın üzerinde anormal dokular tespit edilirse
  3. Daha önceden biyopsi yapılmış ve tümör çıkmamış vakalarda PSA seviyeleri yükselmeye devam ediyorsa
  4. Daha önce yapılmış prostat biyopsilerinde tümörleşme ihtimali olan dokular tespit edilmişse

Prostat biyopsisinin riskleri nelerdir?

Prostatit biyopsisi sonrası 4 önemli komplikasyon görülebilmektedir.

Bunlardan 1. si ve en önemlisi enfeksiyondur. Enfeksiyon, prostat biyopsilerinden sonra görülen en önemli komplikasyondur. Bu enfeksiyonun önüne geçilmek için biyopsi öncesinde antibiyotik kullanılmaktadır. Bizim kliniğimizde sadece antibiyotik kullanımı ile enfeksiyonun yeterince önlenemediği düşünüldüğünden prostat biyopsisi işlemi hasta, hastanede yatırılarak yapılmaktadır. Prostat biyopsisi rektumdan yapılan bir işlem olduğundan işlem öncesinde rektal temizlik önemlidir. Rektal temizliğin sağlanması lavman yapmak sayesinde olmaktadır. Birçok klinikte hasta ayaktan başvurur, lavmanı evde kendisi yapar ve biyopsi sonrasında ayaktan taburcu edilir. Bizim uygulamamızda hasta işlemden 3 saat önce yatırılır, koruyucu antibiyotik damardan verilir hastaya hemşirelerin gözetiminde lavman uygulanır. İşlemi uygulayacak olan doktor rektal muayene yaparak rektumun tamamen temizlendiğini kontrol eder işlem sonrasında hasta tekrar gözleme alınır herhangi bir komplikasyon gelişmediği görülene kadar bekletilir.

Mesane İltihabı (Sistit)

Mesane enfeksiyonu (sistitin) tanımı

  • Sistit, mesanenin iltihabı reaksiyonudur.
  • Daha sıklıkla kadınlarda görülür.
  • Erkeklerde sistit görülmesi nadirdir. Bu durumda altta yatan başka sebep aranmalıdır.
  • Prostatit (prostat iltihabı), idrar yolu taş hastalıkları sıklıkla sistite neden olurlar.
  • Sistit; idrarda yanmasık idrara çıkmaani sıkışma ve mesane üstünde (kadınlarda ek olarak vajinal bölgede) ağrı ile tanımlanan klinik sendroma sebep olur.
  • Sistit enfeksiyona bağlı gelişebilir. (Bakteriyel, viral mantar enfeksiyonu ve parazitik enfeksiyonlar)
  • Sistit radyasyona bağlı da gelişebilir.
  • IC (intersistyel sistit) ya da irritan maddelere bağlı (ilaçlar) ya da başka bir hastalığın komplikasyonu sonucu olabilir.

Sistit kimlerde görülür?

Her 3 kadından biri 24 yaşına kadar sistitle tanışır. Kadınların hayat boyu yarısı (%50’si) sistite maruz kalır. Erkeklerde bakteriyel sistit daha az rastlanan bir durumdur. 20-50 yaş arası erkeklerin sadece 10.000’de biri mesane enkfesiyonuna yakalanır. Radyoterapi gören hastalar, radyoterapi sonrası geç sistite yakalanırlar. İlk 2 yıl belirtisiz seyreden bu hasta grubunda 2-5 yıl arası %15-30 hastada kanamalı sistit görülebilir.

İntersistiyel sistit, daha çok bayanlarda görülür. Görülme sıklığı 10.000’de bir olarak rapor edilmektedir.

Mesane iltihabı yaşlılarda daha sıklıkla görülür. En sık bakteriyel sistit görülür. Artan yaşla beraber bakteriyel sistit görülme olasılığı artar. Çocuklarda ise sistit nadir görülür.

Yeni doğan bebekte bakteriyel sistit olması detaylı araştırmayı gerektirir. Bu yaş gurubunda daha çok erkeklerde sünnet derisinde akteri yerleşmesine bağlı gelişir. Pediatrik yaş grubunda sistit Vezikoüretral Reflü (VUR) hastalığını gösterebilir. Tekrarlayan sistit varsa Voiding Sistoüretrografi çekilmelidir.

Hamilelikte sistit görülmesi durumunda antibiyotikle tedavi şarttır. Düşüğe kadar gidebilen komplikasyonlar meydana getirebilir. Hamilelerin sistit açısından takip edilmesi belirtiler yokken bile önleyici olarak sistit koruması uygulanması tavsiye edilir.

Sistit için risk faktörleri

Bakteriyel sistit

Genç bayanlarda sistite yatkınlık kalıtsal olabilir. Ailesinde sıklıkla tekrarlayan rekürren sistit geçiren bayanların da sistit olma ve tekrarlayan sistitlere yakalanma ihtimali daha yüksektir. Genellikle cinsel olarak aktif hale geldiğinde bayanlar sistit atakları yaşamaya başlarlar. Doğum kontrol yöntemi olarak kullanılan sperm öldürücü sıvılar içeren prezervatifler ya da diyafram sistit olma ihtimalini arttırır. Spiral kullanımı da sistit olma ihtimalini arttırabilir.

Daha ileriki yaşlardaki bayanlarda özellikle post menopozal (menopoz sonrası) dönemde vajinal ve mesane dokularında beslenme azalması meydana gelir. Bu beslenme bozukluğuna bağlı organlarda atrofi, mikrofloranın değişimini ve vajinal kuruluk gibi değişimler mesanede enfeksiyon görülme ihtimalinin artmasına neden olmaktadır.

Geçmişinde tekrarlayan sistit öyküsü olan bayanlar, menopoz sonrası dönem de de sık sistit ataklarına yakalanma ihtimaline sahiptir.

Sistitten korunmak için genel önlemler

Enfeksiyöz sistit için önleyici yöntemler olarak;

  • Bakterilerle temastan kaçınmak (tuvalet hijyenine dikkat),
  • Cinsel temas öncesi ve sonrasında sıvı alımını arttırarak bol idrara çıkmak mekanik temizlik yapar.
  • Tıbbi müdahaleler sırasında mesane içerisine sonda uygulanmasından kaçınmak,
  • Sık sistit olan hastaların bakteri ile temastan kaçınmak için vajinal temizlik yapmaları önerilmemektedir. Bu durumda vajinal flora bozulmakta ve mesane enfeksiyonuna daha agresif bakteriler neden olmaktadır.
  • Bol su tüketimi ve bol idrara çıkma sistiti önlemede en etkili yöntemlerden birisidir. Özellikle cinsel birlikteliğin olduğu gecelerde idrar miktarını arttırmak amaçlı normalin çok üzerinde sıvı alımı seksüel birleşme sırasında mesaneye giren bakterilerin mesaneye yapışmadan dışarı atılmasına olanak vermektedir.
  • Sistiti önlemede jinekolojik hijyen önemlidir. Vajinal temizlik tavsiye edilmez ancak vajinal kontaminasyon yani vajinit tablosunun önüne geçmek gerekir. Vajinal kaynaklı normal floraya ait olmayan bir bakteri ya da mantar enfeksiyonu olduğunda bu enfeksiyon tedavi edilmelidir. Bu tip enfeksiyonlar sıklıkla kötü kokulu vajinal akıntı normalden fazla vajinal kaşıntı, vajinal irritasyon yaparlar. Böyle durumlarda cinsel birliktelikte bulunulmamalı ve enfeksiyon tedavi edilmelidir.

Sistit teşhisi

Hastanın öyküsü

Sistite bağlı şikayetlerle başvuran hastaya idrar yapmada yanmasık idrara gitmeani idrara sıkışmagöbek altı bölgede ağrıperinede ağrıskrotumda ağrı ve cinsel ilişki sırasında ağrı olup olmadığı sorulur.

Hastanın geçmişinde radyoterapi uygulanıp uygulanmadığı araştırılır. Radyoterapi özellikle uygulanmasından birkaç sene sonra mesane içerisindeki damarların en uç kılcal kesimlerinde tıkanmalar meydana getirerek buralara kan gitmesini engeller ve neden olduğu iskemi mesane mukozasının bozularak bakteriyel enfeksiyonlara açık olmasına sebep olur. Hiçbir bakteriyel enfeksiyon olmasa da idrarın asidik özelliği, beslenmesi bozulan mukoza üzerinde tahriş meydana getirerek radyasyon sistitini ortaya çıkartır.

Hastanın hikayesinde araştırılan bir başka unsur da kemoterapi uygulanıp uygulanmadığıdır. Özellikle siklofosfomit ve ifosfomit ile kemoterapi görmüş hastalarda akreloein adlı bir metabolit mesanede birikim yaparak sistit semptomları oluşturduğu düşünülmektedir.

Bunların dışında hastaya geçmişte idrar yolu enfeksiyonu geçirip geçirmediği sorulur. Daha önceki tedavileri kaydedilir.

Hastada bağışıklık sistemini baskılayıcı bir öykü olup olmadığı araştırılır. Örnek olarak transplantasyon ülkemizde sıklıkla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Böbrek, karaciğer ve diğer organ nakillerinde hastanın bağışıklık sistemi ilaçlarla baskılanır. Bu tip hastalarda mesanede viral ve fungal (mantar) enfeksiyonların görülmesi sıklıkla rastlanılabilen bir durumdur.

Hastanın seyahat öyküsü araştırılır. Parazit enfeksiyonunun sık rastlandığı ülkelere seyahat edip etmediği sorgulanır.

Kişisel hijyen amaçlı ürünlerin kullanıp kullanılmadığı araştırılır. Özellikle vajinal duş, vajende kullanılan değişik ph değerleri olan sabunlar ve vajen temizleyici maddeler sistite yatkınlığı arttırmaktadır.

Uzun süreli sonda kullanma öyküsünün olup olmadığı araştırılır.

Hastaya sistitle beraber idrarda kan görülüp görülmediği sorulur.

Enfeksiyonun ataklar sırasında ateşle beraber olup olmadığı sorgulanır.

Sistit sırasında vajinal enfeksiyonun ve vajinal akıntının eşlik edip etmediği sorgulanır.

Hastanın hikâyesinden sonra ikinci değerlendirme fizik muayenedir.

Fizik muayene

Vital bulgular: Ateş, taşikardi (anemi ya da sepsis varlığında olur), vücutta solukluk (hemorojik sistite bağlı aşırı miktarda kan kaybına neden olduğu anemide görülebilir)

Batın muayenesi: Suprapubik alanda hassasiyet (göbek altında mesanenin üstüne gelen alan), kostovertebral açı hassasiyeti (sırt yan kısımda böbrek üstüne gelen alan) araştırılır.

Jinekolojik muayene: Mesane ve vajinal hassasiyet olup olmadığına bakılır. Vajinal akıntı olup olmadığına varsa kokulu olup olmadığına bakılır. Vajinal akıntı olması durumlarında kültür alınması gerekir.

Erkekte genital üriner sistem muayenesi: Prostat muayene edilerek hassasiyet olup olmadığı, şişkinlik olup olmadığına bakılır. Testislerde hassasiyet olup olmadığı kontrol edilir. Penis ucundan üretral akıntı olup olmadığına bakılır.

Teşhis amaçlı testler

Laboratuar testleri:

  • Tam idrar analizi: İdrarda lökosit görülmesi her mikroskobik sahada 5 adet ve üzeri ise idrar yolu enfeksiyonu düşünülür.
  • İdrar kültürü: Tam idrar analizinde tespit edilen lökositler vücudun savunma hücreleridir. Mikrobun çeşidini anlamak için ise idrar kültüründen faydalanılır. Kültür için alınan idrar 3 gün boyunca özel bir besi yerinde uygun sıcaklıkta bekletilir. Başka mikroorganizmaların bulaşması önlenir. Böylece sistite neden olan mikroorganizmanın cinsi belirlenir.
  • Anaerobik ve aeoribik kültürler
  • Fungal (mantar ve viral) kültürler
  • Tam kan sayımı: Hemorojik sistitte anemi aranır. Bakteriyel sistitte lökosit yükselmesi sistitin sistemik enfeksiyon haline gelmekte olduğunu gösterir.
  • Kreatin seviyesi: Böbreklerle ilgili fonksiyon bozukluğu olup olmadığını gösterir.
  • İdrar sitolojisi: Sistit düşünülen hastada bakteriyel bir enfeksiyon tespit edilmemişse ve hastanın mesane kanseri açısından risk faktörleri taşıdığına inanılıyorsa idrar sitolojisi yapılmalıdır.
  • Tüberküloz bakterisi için idrar kültürü
  • Vajinal akıntının değerlendirilmesi ve kültürü

Görüntüleme yöntemleri

Üriner ultrasonografi

İdrar yollarında herhangi bir patoloji olup olmadığının değerlendirilmesi: Böbrekler ve üreterlerde idrar yolu enfeksiyonuna neden olabilecek anomali olup olmadığı değerlendirilir. Mesane duvarında kalınlaşma ve mesane içerisinde yüzen partiküllerin görülmesi sık rastlanılan bulgudur. Mesanede tümör olup olmadığı kontrol edilir.

Sistogram

Sık tekrarlayan sistit durumunda çocuk yaş grubunda veziko üretral reflünün olup olmadığını kontrol etmek amaçlı Voiding sistoüretrografi (VCUG) yapılabilir. Yine sık tekrarlayan sistitlerde mesane içerisinde ilaç uygulanması planlanıyorsa ve veziko üretral reflü (VUR) olup olmadığı kontrol edilmelidir.

Teşhis amaçlı prosedürler-cerrahi

Sistitle beraber hematuri (idrarda kan görülmesi) olduğunda sistoskopi yapılması düşünülebilir.

İntersistiyel sistit şüphelenildiğinde sistoskopi sırasında hidrodistansiyon (mesanenin şu ile şişirilerek kapasitesinin arttırılması) uygulanabilir.

Mesane biyopsisi: Tümör şüphelenildiğinde karsinoma insitu düşünüldüğünde uygulanabilir.

Sistoskopi sırasında mesanede akut ya da kronik enflamasyon bulgularına rastlanılabilir. Mesanede karsinoma insitu teşhis edilebilir.

Sistit teşhisinin ayırıcı tanıları

Anksiyete: Mesanede her hangi bir pataloji olmadığı halde bazen psikolojik nedenlerle sık idrar yapma, idrar yapılamadığı durumlarda huzursuzluk hissetme görülebilir.

Balanit, Epididimit: Enfeksiyon mesanede değil sünnet derisinde yada yumurtalıkta olması.

Mesane kanseri ya da diğer tümoral hastalıklar: Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Kronik pelvik ağrı sendromu: Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Diüretik tedavi alınması (Aşırı miktarda kafein ve alkol tüketimi): Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar. Özellikle idrar sıklığı artar.

Mesaneye dıştan bası yapan durumlar (Pelvik tümörler, radyasyona bağlı fibrozis): Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Genital herpes: Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Nörojenik mesane, kronik idrar üretansiyonu: Enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar. Ancak asıl problem mesane kaslarının kasılamayarak idrarı normal şekilde boşaltamamasıdır.

Overaktif mesane (aşırı aktif mesane): Enfeksiyon olmadan enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Prostatit (prostat iltihabı), Prostadinia (Bakteriyel olmayan prostat iltihabı), Üretral sendrom

Piyelonefrit: Böbreklerde iltihap olduğunda da enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Üretrit (cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar)

İdrar yolu taşları: Özellikle mesaneye yakın alanlardaki taşlar enfeksiyon benzeri belirtiler yaparlar.

Vulva vajinit veya pelvik enflometuar hastalıklar

Sistit tedavisi

  • Bol miktarda sıvı alımı önerilir.
  • Düzgün tuvalet hijyeni öğretilir. Böylece özellikle bayanlarda üretraya patojenlerin teması engellenmeye çalışılır (Önden arkaya doğru dışkıdan temizlenme).
  • Bayanlarda cinsel ilişkinin öncesi ve sonrasında idrar yapma tavsiye edilir.

İdrar kaçırma, idrar tutamama, günde 20-30 kez idrar yapma şikayeti ile bize başvuran hastamıza yaptığımız değerlendirmede “Interstisyel Sistit” tanısı koyduğumuz ve barsaktan mesane kapasitesini büyütücü ameliyatı gerçekleştirdik. Şu anda ağrıları ve idrar kaçırma problemleri biten hastamızın görüşleri.

 

İlaçlar

  • Bakteriyel sistit tedavisinde antibiyotikler kullanılır.
  • Kadınlarda standart tedavi 3 gün TMP-SMZ (bakterim fort) uygulamasıdır.
  • Bunlar dışında siprfloksasin, nitrofurantoin, ofloksasin ve sefeleksin gibi ilaçlar sıklıkla kullanılır.
  • Azosilin (ampisilin+pyridium) semptomatik tedavisi uygulanır.

Tedavide cerrahi/diğer prosedürler

  • Sistoskopi ve biyopsi yapılarak sistitin tipi ayırt edilmeye çalışılır.
  • Sistoskopi ile beraber hidrodistansiyon intersistiyel sistit hem tanısında hem tedavisinde gereklidir.
  • Hemorajik sistitlerde sistoskopi sırasında mesane içerisinde biriken pıhtılar temizlenir ve kanayan alanlar koterize edilir.

Ek tedaviler

Radyoterapi: Radyo terapi, radyasyon sistiti başlatabilir.

Mesane içerisine allum, gümüş nitrat verilerek mesanedeki kanama (radyoterapiye bağlı kanama) durdurulmaya çalışılır.

Hiperbarik oksijen tedavisi: Kanamalı sistitlerde kullanılabilir.

Sık tekrarlayan sistitlerde koruma amaçlı bitkisel ajanlar, besin takviyeleri (cranberry, gilaboru) kullanılabilir.

Sistit tedavisinin sonuçları

  • Basit bakteriyel sistitlerde tedavi sonuçları mükemmeldir.
  • Kronikleşen sistitlerde jinekoloji ile beraber multidisipliner yaklaşım gerekir.
  • İlaç tedavileri tek başına faydalı olmaz. Besin takviyeleri ve bitkiseller kullanılmalıdır.
  • Sonuç alınamayanlarda sistoskopi yapıldığında %80-90’a varan başarı oranları bildirilmektedir.

Sistitin komplikasyonları

Komplikasyonlar, sistitin oluş sebebine bağlı olarak değişim gösterir.

Tedavi edilmeyen bakteriyel sistit, piyelonefrite (böbrek iltihabı) sebep olabilir.

Hemorojik sistit tekrar edebilir, tedaviye cevap vermeyebilir. Kan transvizyonu gerektirebilir. Anemiye neden olabilir. En son çare olarak mesanenin alınması gerekebilir.

Sistit takibinde öneriler

  • Kronik sistit hastalarının takibinde;İdrar analizleri ile sık değerlendirme yapılmalıdır.
  • Yılda 3 kereden fazla sistit olan hastalar koruyucu tedavi programına alınmalıdır.
  • Koruyucu tedavide; Detaylı bir üriner sistem araştırması (ultrasonografi ve gerekirse sistografi ile taşların reflünün ve fistülün olup olmadığının kontrolü) yapılır.
  • 3 ay boyunca düşük doz bir antibiyotiğin uzun süre kullanımı ya da cinsel ilişki öncesinde kullanımı önerilebilir.
  • Sık kullanılan ilaçlar bactrim, piyeloseptyl ve sefaleksin olabilir

UZMANA DANIŞ