Hamit Öztürk Logo
Recent Posts

    Sorry, no posts matched your criteria.

Page Bg

Prostat Kanseri

Prostat, erkek üreme sisteminde bir bezdir. Bir cevizin büyüklüğü kadar, mesanenin altına yer alır aynı zamanda da  rektumun önüne oturur ve üretrayı çevreler. Semen oluşumuna katkıda bulunan prostatik sıvıyı üretir.

 Risk altındaki erkekler 50 yaşından başlayarak yıllık prostat muayenesi yaptırmalıdır. Aile öyküsü olan yüksek riskli erkekler 40 yaşlarında başlamalıdır.

Prostat Kanseri

Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türüdür. Kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer alır. Prostat, erkeklerde bulunan, yaklaşık olarak bir ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için çeşitli salgılar üreten bir  organdır. Prostat kanseri, prostat dokusunu oluşturan bazı hücrelerin anormal seyir göstererek tümör yapıları oluşturması sonucu meydana gelir. Kanserler, prostatın sadece bir kısmından gelişebileceği gibi birden çok kısmında da gelişebilir.Genellikle 65 yaş üstünde görülen bu hastalık erken dönemlerinde hiçbir belirti vermeyebilir. Fakat tedavi edilmezse zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı yapabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikayetler meydana gelebilir.Tanı ve tedavide geç kalınmış bazı hastalarda kanserli dokular prostat içinde sınırlı kalmayıp etraf dokulara da yayılım gösterebilir.

Prostat Kanseri Dereceleri ve Evreleri

Prostat kanserinin tedavisi, tümörün derecesi ve tümörün evresine göre planlanır.

Tümör Derecesi

Prostat biyopsisinde kanser saptanırsa, patolog tarafından kanserli doku değerlendirilir. En yaygın derecelendirme sistemi olan Gleason Skorlama Sistemi kullanılır. Sonuçlar, tümörün büyüme hızı ve normal dokudan farklılaşması hakkında fikir verir.

Düşük derece tümör normal dokulardan aşırı farklılaşmadığı, yavaş büyüyeceği ve  yayılma riskinin de az olduğu anlamına gelir. Yüksek derece risk ise tümörün normal dokulardan oldukça farklılaştığını, büyük ihtimalle hızlı büyüyeceğini ve vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğini belirtir.

Prostat Kanserinin Evreleri

Prostat kanserinin derecesini saptamak, uygun tedavinin uygulanması ve hastalığın seyrini takip etmek açısından çok önemlidir.

Prostat kanserinde evreleme, tümörün prostatta ve çevresinde ne kadar yayıldığına bağlı olarak yapılır. Bu evreleme yapılırken şunlar göz önüne alınır.

  • Tümörün boyutu
  • Tümörün prostatın içindeki dokularda ya da çevresindeki yayılımı
  • Kanserin lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı
  • Vücudun diğer bölgelerine yayılım durumu (metastaz)

Evre 1

İlk evrede tümör sadece prostat içindedir. Tümör, rektal muayene ile hissedilemeyecek derecede küçüktür. Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur. Derecesi düşüktür.

Evre 2

2. evrede tümör prostatın içine doğru ilerlemiştir ama çevresinde yayılmaz. Bu evrede tümör rektal muayene ya da görüntüleme yöntemleri (MR) tespit edilebilir. Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur.

Evre 3

Üçüncü evrede tümör prostat kapsülünün ötesine ve seminal vezikül (sperm kesesi) gibi dokulara yayılmıştır. Lenf nodlarına sıçrama veya vücudun diğer bölgelerine yayılımı yoktur.

Evre 4

Dördüncü evrede kanser prostatın çevresindeki diğer dokulara yayılır. Bu evrede genellikle lenf nodlarına, kemiklere, karaciğere ya da akciğerlere yayılım olabilir (metastaz).

 

Prostat kanserinin kesin nedenleri bilinmemekle birlikte, genetik, iltihap ve diyet ile sigara gibi çevresel faktörler büyük olasılıkla bir rol oynamaktadır. 65 yaşından büyükler ve / veya yakın aile prostat kanseri öyküsü olan erkekler, Afrikalılar daha büyük risk altındadır. Obezite de  ayrıca prostat kanseri riskini de arttırır.

Belirtiler

Lokalize (prostata sınırlı) prostat kanseri sıklıkla hiçbir belirti vermeden gelişir. Prostat kanserinin belirtileri şunlardır:

  • İdrar yaparken yanma
  • Zorlanma ve idrarda kanama
  • Menide kanama
  • İleri evrede kemik metastazları, buna bağlı kemik ağrıları ve bazen kırıklar

Tarama testi yaptırmayan ya da tanı almış olmasına rağmen rutin kontrollerini aksatan bireylerde prostat kanserinin tedavisi gecikmiş olur. Bu durumlarda hastalık ilerlemeye başlar.

Prostat kanseri genellikle prostatın dışına yayılmadığı sürece semptomlara neden olmaz, ancak bazı hastalarda şikayetler ortaya çıkabilir.

  • İdrar akışını başlatma veya durdurma zorluğu
  • Özellikle geceleri artan idrar sıklığı
  • Zayıf idrar akışı
  • İdrarda veya menide kan
  • Gleason skoru ve tümör evresi prognozu tahmin etmek ve tedaviyi yönlendirmede yardımcı olmak için birlikte kullanılır.

Gleason skoru, kanser hücrelerinin saldırganlığının bir açıklamasıdır ve kanser hücrelerinin mikroskobik görünümü esas alınarak belirlenir. Gleason skoru 2 (en az agresif) ile 10 (en agresif) arasında değişmektedir ve prostat kanseri hücrelerinin mikroskobik görünümüne dayanmaktadır.

Bununla birlikte, tümör evresi, kanserin nasıl tespit edildiğini ve vücuttaki kanserin boyutunu anlatır.

 

Tanı Yöntemleri

Günümüzde sağlıklı bir erkeğin prostat kanseri olacağını ortaya koyan bir erken tanı yöntemi yoktur.

Artan yaş ve genetik yatkınlık prostat kanserinde ortaya koyulmuş risk faktörleridir. Bu risk faktörlerinin ışığında hastalara erken tanı amaçlı testler yapılmaktadır.

Ailesinde prostat kanseri öyküsü olmayan erkeklerde prostat kanseri taraması 50 yaş ve sonrasında tavsiye edilirken, ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlarda daha erken yaşlarda prostat kanseri için tarama tavsiye edilmektedir.

Tarama amaçlı olarak kullanılan yöntemler parmakla rektal muayene (prostata yönelik) ve kan testi ile PSA ölçümüdür.

Kanserin Tanısında PSA Testi ve Prostat Muayenesi

Kan örneğiyle bakılan PSA (prostat spesifik antijen) testi ile prostat kanseri erken teşhis edilebilir. Prostat kanserinin erken teşhisi, tedavi olanaklarının artması açısından önemlidir.

PSA, kanser dışında bengin prostat hiperplazisi – BPH (prostat büyümesi), prostatit (prostat iltihabı), cinsel ilişki, biyopsi, rektal prostat muayenesi, idrar yolu enfeksiyonu, idrar yolu girişimleri (sonda takmak) ve ameliyatları sonrasında yüksek çıkabilir.

Bu sebeple PSA’nın yüksekliği kanser olduğu anlamına gelmediği gibi düşüklüğü de kanseri ekarte etmek için yetersiz kalabilir. Bu sebeple prostat kanserinin taraması ve teşhisinde PSA testi, prostat muayenesi ile desteklenebilir. Bu tetkikler sonucu prostat kanserinden şüphelenilen hastalara prostat kanserinin teşhisi için bazı ilave tetkikler yapılabilir:

Multiparametrik MR

Prostat kanseri şüphesi olan hastalarda tanıyı destekleyebilecek bir görüntüleme yöntemidir. Kanserli olan hücre ve dokular hücre yoğunluğundaki artış ve kanlanma gibi kimi özellikleriyle sağlıklı olan dokulardan farklı bir görüntüye sahiptir. Bu sayede Multiparametrik MR ile görüntülenmeleri mümkündür.

Bunun yanı sıra, Multiparametrik MR ile tümörün prostat kapsülünü aşıp aşmadığı ve olası lenf nodu sıçramaları tespit edilebilir. Ayrıca bu MR görüntüleri hastaya prostat biyopsisi yapılırken kılavuz olarak da kullanılabilir.

Prostat Biyopsisi

Mikroskop altında incelemek ve çeşitli testler yapmak amacıyla, vücudun herhangi bir kısmından doku ya da hücre parçası alınması işlemine biyopsi denir.

Prostat biyopsisinde de prostatın farklı bölgelerinden örnekler alınır. Standart prostat biyopsisinde, lokal anestezi altında rektuma yerleştirilen özel bir cihaz yardımıyla prostattan rastgele parçalar alınır. Daha sonra, patolojik incelemelerde bu dokular içinde kanserli hücre olup olmadığına bakılır.

Teknolojinin gelişmesiyle yeni biyopsi yöntemleri geliştirilmiş bu sayede tanı doğruluk oranları arttırılmıştır. Prostat biyopsisi prostat kanseri teşhisi koymada ve tümörün hızlı ve agresif seyredip seyretmediğini belirlemede kullanılır.

Standart Prostat Biyopsisi

Prostat biyopsisi makat yolu ile özel bir ultrason eşliğinde, otomatik biyopsi iğneleri ile yapılıyor. Bu şekilde yapılan biyopsi işlemleri genelde lokal anestezi eşliğinde yapılıyor ve herhangi bir yatış gerektirmiyor.

Bu işlem esnasında ultrason kılavuzluğu, biyopsinin istenilen bölgelerden alınmasını sağlıyor. PSA yüksekliğinin sebebi aydınlatılamazsa, PSA yükselmeye devam ederse veya prostat biyopsisi sonucu şüpheli olursa biyopsiyi tekrar etmek gerekebiliyor.

MR-Ultrason Füzyon Biyopsi

Bu yöntemde hastanın daha önce çekilen Multiparametrik MR görüntüleri, prostat biyopsisi yapılan ultrason cihazına aktarılarak tümörün tam yeri belirlenebilmektedir.

Böylelikle klasik biyopsilerdeki gibi “rastgele” parça almak yerine “hedef gözeterek” direk şüpheli odaktan biyopsi yapılır. Tümörün ya da şüpheli odağın tam yeri bulunabildiğinden çok sayıda parça almak yerine bu yöntemle daha az örnek alınması yeterli olabilmektedir.

Füzyon biyopsi uygulaması iki yöntemle yapılabilir. Bunlardan birisi perineal bölgede ciltten girilerek yapılan transperineal yöntemdir. Bu yöntem genel veya lokal anestezi ile yapılabilir.

Diğer yöntem ise rektumdan girilerek yapılan transrektal yöntemdir. Bu yöntem de lokal anesteziyle yapılabilmektedir.

Prostat Kanseri

Tedavi Yöntemleri

Prostat kanseri tespit edildikten sonra tedavi, hastalığa bağlı faktörler (evresi, yaygınlığı) ve hastaya bağlı faktörler (genel durumu, yaşı, ek hastalıkları) göz önünde bulundurularak planlanır.

Prostat Kanserinin Ameliyat Dışında Tedavi Şekli Mümkün Müdür?

Prostat kanserinin tedavisi; ameliyat, radyoterapi, hormonoterapi şeklinde düzenlenebilmektedir. Hastanın içinde bulunduğu şartlar ve genel durumu göz önüne alınarak tedavi şekli belirlenir.

Prostat Kanserinde  sık kullanılan tedavi şekli hangisidir?

Günümüzde prostat kanseri tarama testlerinin kullanımının artmasıyla erken evrede saptanabilmektedir. Çevreye yayılmamış erken evredeki (lokal) prostat kanserinde en sık kullanılan tedavi cerrahi tedavidir. Gereği halinde hormon terapisi veya radyoterapi ile kombine edilebilmektedir.

Aktif İzlem

Prostat kanseri Evre 1’de yavaş ilerler, bazen hiç belirti vermez ya da sağlık şikayetlerine yol açmaz. Doktorunuz bu evrede PSA değeri, rektal muayene ve ultrason gibi yöntemlerle kanserin ilerlemesini takip eder. Aynı zamanda tümörün yayılma riski (skorlama) değerlendirilir.

Aktif izlemde amaç yavaş ilerleyen ve düşük riskli olduğu tespit edilmiş hastaların gerektiğinde tedavi şansını kaybetmeyecek şekilde yakından takip edilmesidir. Bu sayede bir grup hastanın gereksiz tedavi alması önlenmiş olur.

Prostat Kanseri Evresine Göre Tedavi

Prostat kanseri 1. ve 2. evrede ise; cerrahi veya radyoterapi ile tedavi edilebilir. Ardından da hormonal tedaviye başlanabilir ya da hastanın durumuna göre hareket edilebilir.

 3. evre planı ise; ya cerrahi ya da radyoterapi olmalıdır. Yapılan araştırmalara göre cerrahi ve radyoterapiden sonra 5 aylık bir kemoterapinin de prostat kanserinde yaşam süresini uzattığı belirlenmiştir. PSA’sı 40’ın üzerinde olan, lenf bezi tutulumu olan veya Gleason skoru 7’nin üzerinde olan hastalarda, ameliyat veya radyoterapi sonrası hormonal tedaviye ek olarak kemoterapi de düşünülmelidir.

4. evrede prostat kanserinin asıl tedavisi; hormonal tedavi olmalıdır. Hormonal tedavi ile cerrahi olarak hastanın yumurtalıklarını alınabilir ya da 1-3 ayda bir enjeksiyonlar ile erkeklik hormonu bloke edilebilir. 2010 yılından sonra 4. evre prostat kanseri tedavisinde pek çok yenilik olmuştur. Kullanılan bazı ilaçlar ile kemoterapinin 4. evrede yaşam süresini belirgin bir biçimde artırdığı gösterilmiştir. Ek olarak geleneksel hormon bloker ilaçların işe yaramadığı durumlarda kullanılan bazı ajanlar geliştirilmiştir. Prostat kanseri aşısı ise denenmiş olsa da beklendiği etkiyi pek gösterememiştir. Sadece kemik metastazları olan hastalar için radyoterapötik ajanların etkinliği gösterilmiştir.

Prostat Kanserinde Cerrahi Tedavi – Radikal Prostatektomi

Yayılım göstermeyen prostat kanserinin tedavisinde, cerrahi olarak prostatın çıkarılmasıdır. Bu cerrahiye radikal prostatektomi ameliyatı denir. Radikal prostatektomi operasyonu geçiren düşük dereceli tümöre sahip hastaların 10 yıllık hastalığa özgü sağ kalım oranları %90’ın üzerindedir.

Prostat çıkarılırken idrar tutmaya yarayan yapılara zarar verilmemesi ve sinirlerin korunması önemlidir.

Robotik Cerrahi Ne Demektir?

Robotik cerrahi, laparoskopik (kapalı) ameliyatların “da Vinci” isimli robot yardımıyla 3 boyutlu görüntü altında yapılmasıdır. Laparoskopik yapılabilen birçok ameliyat (ürolojik, genel cerrahi, kadın hastalıkları vb.) bu yöntemle yapılabilmektedir.

Robotik Cerrahi ile Prostat Kanseri Ameliyatının Komplikasyonları Nelerdir?

Prostat dokusunun bulunduğu anatomik yerleşim, ereksiyonu ve idrar tutmayı sağlayan yapılara çok yakındır. Bu sebeple prostat cerrahisinin en önemli komplikasyonları ameliyat sonrası sertleşme azalması ve idrar tutamamadır.

Robotik cerrahi ile prostat ameliyatındaki asıl amaç prostatın geride kanserli doku bırakmayacak şekilde çıkarılması, cinsel fonksiyonların devamını sağlayan sinirlerin korunması ve prostat çıkarılırken idrar tutmayı sağlayan yapılara zarar verilmemesi olarak sıralanabilir.

Radyoterapi

Radyoterapi   hastalığın radyasyon kullanılarak tedavi edilmesidir. Radyoterapinin amacı normal dokuya mümkün olduğunca az zarar vererek, kanserli hücreleri öldürmek veya bölünüp çoğalmalarını engellemektir.

Radyoterapi, cerrahi yöntemlere benzer şekilde lokal bir tedavi yöntemidir; etkisini de, yan etkisini de uygulandığı yerde göstermektedir. Lokalize prostat kanserinde radyoterapi, küratif bir tedavi yöntemi olarak kullanılmakla beraber, prostat komşu organlarına (lokal ileri) ve uzak organlara yayılmış  hastalarda da palyatif (ağrı gibi şikayetlerin giderilmesine yönelik) ya da tümör yükü azaltma amaçlı tedavi olarak kullanılabilir.

Radyoterapinin Yan Etkileri Nelerdir?

Radyoterapinin yan etkileri  ilerleyen günlerde doz arttıkça başlar. Her zaman meydana gelmeyeceği gibi kişilere göre de değişiklik gösterebilir.

Genel yan etkilerden bazıları ciltte rahatsızlık ve yorgunluk hissidir. Prostat kanserinde kullanılan radyasyon tedavisi, sertleşme bozukluğu ve idrar tutamamaya sebep olabilir. Bunun dışında da sık idrara çıkma hissi ve idrarda kanama görülebilecek bazı durumlardır.

Kemo-Hormono Terapi

Prostat kanserinin ilerlemiş safhalarında hastalık prostata sınırlı kalmayarak komşu dokulara ve uzak organlara yayılmış olarak tespit edilebilir. Hastalığın bu safhasında cerrahi yöntemler yetersiz kalacağından ilaç tedavileri tercih edilir.

Prostat dokusu erkeklik hormonu testosterona duyarlı bir organ olduğundan, hastalığın bu safhasında testosteron etkisini engelleyen ilaçlar (anti-androjen) kullanılır. Bu tedaviye hormonoterapi (hormon terapisi) denir.

Bu tedaviye yanıtsız olan veya direnç kazanan hastalara ise kemoterapi planlanır. Bu şekilde ileri evre prostat kanseri olan hastaların da yaşam sürelerinin uzatılabildiği bilimsel çalışmalarla ortaya koyulmuştur.

UZMANA DANIŞ